Dolar 18,4191
Euro 17,8508
Altın 973,15
BİST 3.281,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 24°C
Açık
Bursa
24°C
Açık
Paz 27°C
Pts 28°C
Sal 28°C
Çar 28°C

YABANCILAR DİYARI ALANYA

YABANCILAR DİYARI ALANYA
A+
A-
06.11.2012

Birkaç kıyafet, soğuk havalara karşı bir ceket, net-book, birkaç roman ile alelacele yola koyuldum Alanya’ya doğru. Amacım yabancıların özellikle de Avrupalıların tercih ettiği sahil beldesini gezmek, denize girmek ve on iki yıl öncesine göre neler değişmiş görmek.

Alelacele çıktım yola dedim ya, tabii ne yapılmış bir rezervasyonum vardı ne de elimde bilgi.

Varır varmaz, sabahın erken saatlerinde, henüz bizim uyuduğumuz yabancıların koşuya çıktığı ya da denize girmek için yola koyulduğu zaman başladım kalacak bir yer aramaya.

Herhalde Türkiye’nin en çok oteli olan sahil beldesi burası olsa gerek. Seç seçebildiğini, ancak çok lüks olanlar merkeze uzak mesafede. Üç yıldızlı bir oteli seçip, atıyorum çantamı odaya. Kenti keşfe başlıyorum hemen.

Alanya kuzeyinde Toros dağları güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerine kurulmuş. Antik çağdan kalma adları ile Pamfilya, bazen de Klikya olarak anılmakta. 13.yy.da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından I. Allaaddin Keykubat şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiş. 1935 yılında ise kenti ziyaret eden Atatürk, buraya Alanya ismini vermiş.

Alanya, Roma döneminden günümüze kadar işlek bir liman kasabası olma özelliğini korumuş. Günümüzde de doğal güzellikleri ve tarihi yapıları ile eşsiz fırsatlar sunmakta ziyaretçilerine.

Bu tarihi yapıların en bilineni hiç şüphesiz Alanya Kalesi. Hemen her yerden görmeniz mümkün. Nasıl mümkün olmasın ki? Surlarının uzunluğu altı buçuk kilometreyi bulan Alanya Kalesi’nin, seksen üç kulesi ve yüz kırk burcu var.

Limanda dikkat çeken bir diğer tarihi yer de Kızılkule.  Üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapıldığı için Kızılkule adını vermişler.

Günümüzde de Kale boyunca yerleşim devam etmiş. Kaleye otobüsle çıkıp geze geze aşağı inmek, tarihi evlerin önünden geçen bu yolu yürümek inanılmaz keyifli. Tahta tezgâhlarda yapılan ipek ve pamuklu dokumalara bakmak, küçük bahçelerde otantik yemekler yemek gezime ayrı bir anlam kattı. Limana bakan bu yol üzerindeki restoran ve kafeler ise oldukça şirin.

Alanya’nın uzun bir sahil şeridi var. Hemen her yerinden denize girmek mümkün. Kumsalın ve denizin güzelliği ile dünyadaki sayılı tatil beldeleriyle yarışabilecek düzeyde.

Alanya’ya hayat veren Dim çayını görüp buradaki Alabalık yetiştirme tesislerine gitmenizi tavsiye ederim. Su içinde oturup, ayaklarınız buz gibi suyun içindeyken güzel bir balık yemenin keyfine doyum olmuyor.

On iki yıl önce geldiğimde böyle değildi Alanya. O zaman da çok güzeldi. Ancak şimdiki gibi değildi. Farklı milletten insanlar akın etmişler. Bizimkiler nerde? diyorsunuz. Ne yazık ki en güzel mekânlarda Avrupalıları görüyorsunuz.

Günümüzde Avrupalıların daha ziyade emekli ve yaşları altmış ve üzerinde olanların yaşadığı bir yer halini almış. Büyük çoğunluğu Almanlar oluşturuyor.

Peki, neden Alanya? Küçük bir şehir olması, iklimin güzel olması ve ekonomik sebeplerden dolayı sanırım. Yaşam oldukça ucuz. Bin-bin beş yüz euro emeklilik maaşı ile iyi bir hayat sürmek mümkün. Aynı maaşla bir Avrupa ülkesinde yaşamak zor.

Tabii her şey güllük gülistanlık değil Türkiye’de. Konuşunca şikâyetçi oldukları şeylerden bahsediyorlar. Dil sorunu var en başta. Birçoğu Türkçe öğrenmeye başlamış. ‘Bürokrasiye de çare yok,’ diyorlar. Bir de trafik…

Ama kimsenin de dönmeye niyeti yok. Onları ülkelerine bağlayan bir şey yok çünkü. Aile bağları zayıf. Küçük çocuklu pek kimse yok zaten. Geneli yaşlı ya da işi gücü bırakmış takım.

Kimi konut alıp yerleşmiş, kimide tam pansiyon ya da her şey dahil sistem bir otelde kalıyor. Üçer ayda bir ülkelerine giriş çıkış yapıyorlar.

Alanya’da 24 Aralık itibari ile Noel pazarı kurulmakta olduğunu öğreniyorum. Hatta Almanların özel mezarlığı bile varmış. Ülkelerini terk edip Alanya’ya yerleşenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu arada söylemeliyim, şaşırtıcı bir şey, doğru düzgün bir kitapçı yok Alanya’da. O kadar yabancı var oysa ki. Otura kalka bize benzemeye başlamışlar,  kitap okuyana rastlamak zor. Yakında çekirdek çitlemeye de başlarlarsa şaşmam.

Dünya bir tuhaf. Ben Alanya’ya tatile gidiyorum. Alanya’lı tatile İstanbul’a geliyor. Yurdum insanı Almanya’da yaşam imkânları iyi diye bir zamanlar evini, barkını satıp savıp Almanya’ya, olmadı Fransa’ya, Norveç’e gidiyordu şimdi de Avrupalı gelmiş nereye yerleşeyim derdinde. Hadi hayırlısı diyelim. Ama şu beni düşündürüyor. Alanya’da her on kişiden birinin yabancı olması, Türkiye’nin ilk yabancılar meclisinin Alanya’da kurulması…

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.