Yenisehir.com -

Vals

Fransızlar fazla yıkanmaktan hoşlanmadıklarından kötü kokarlardı ve bu yüzden parfümü icat etmişlerdi. Araplar da yıkanmaktan fazla hoşlanmazlar ama onlar parfümü icat etmedikleri gibi icat edilmiş parfümü de fazla sürmüyorlar.
Hiç düşündünüz mü, sifon ve kanalizasyon denilen şeyler icat edilmeden önce dünya ne durumdaydı? O dönemde Avrupa’da herhangi bir merkezi ziyaret etmek hiç de hoş bir deneyim değildi. Sifon çekemiyoruz diye insanlar tuvalete gitmekten vazgeçemeyeceklerine göre, bütün bu pislikler ilk önce evde bir oturak veya tencerenin içinde toplanıyordu. Daha sonra da bu yeterince dolduğunda direkt olarak sokağa boşaltılıyordu.
Evet sokağa ! Sonra bunlar görevliler tarafından günde bir kez toplanıyordu. Eskiden Avrupa’da ‘kamu çalışanlarına resmi tatil’ diye bir kavramın olmamasının nedeni de biraz bununla alakalıydı. İskoçya’da evlerin ikinci ve üçüncü katlarından bile aşağıya oturak boşaltma adeti vardı. Döneme ait resim ve tablolara dikkat ederseniz, insanların sanki derin bir şeyler düşünüyormuş gibi kafalarını havaya dikip dolaşıyor olmaları da bu nedenledir.
Avrupa’nın hemen hemen her ülkesinde benzer alışkanlıklar olmakla birlikte Fransa olayı iyice abartmıştı. Sokakta birikmiş olan pislikler çok daha feci kokuyordu. Bunun nedeni de Fransızlar’ın o dönemde bütün yemeklerinde sarımsağı fazla kullanmalarıydı. O tarihlerde sarayda yaşayanlar ve dışarıdan gelenler küçük tuvaletleri geldiği an ilk boş buldukları duvara işerlerdi. 1364 yılında bu duruma son vermek ve insanların sadece tek bir yerde işemelerini sağlamak için, duvarlara dini temalı resimler çizildi ve duvara işenilmesi adeti sona erdi. Leonardo da Vinci, Paris’i ziyaretinde bu pislikten o kadar ürktü ki eve döner dönmez Kral Francis için modern anlamda, sifonu olan bir tuvalet projesi çizdi. Ancak Leonardo’yu o dönemde kimse fazla ciddiye almadığından, ne bu icadının ne de helikopter ve denizaltı icatlarının önemi tam anlaşılamadı. Parfüm olayının ilk ortaya çıkışı da bu döneme rastlar. Parisliler, kokuyu önleyemiyoruz bari üzerimiz iyi koksun da sokakları koklamayalım diyerek kafayı zorlamış ve bu icadı yapmışlardır. Sonrası malum: Rönesans, Reform ve Fransız Devrimi…
Türkler ise, kavimleri kadar kadim olan temizlikleriyle bilinmektedirler. Bu, İslamiyet’i kabul etmeden önce de sonra da böyleydi. Hortlatılan Osmanlıca masalında olduğu gibi, birçok konuda eleştirdiğim Osmanlı’nın dahi, kamusal alanlarının ne denli temiz olduğu, umuma açık alanlardaki tuvalet, hamam gibi yapıtlarının günümüze kadar gelen örneklerinden bellidir. Ev ve işyerlerinin, avlu ve ahırlarının temiz olması ve büyük kentlere kilometrelerce öteden kazılarak açılan su yolları da cabasıdır.
Fatih Sultan Mehmed vasiyetnâmesinde, “İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tâyin eyledim. Bunlar ki, ellerinde bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu hâlde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Sokaklara tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye yirmişer akçe alsınlar.Ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tâyin eyledim. Bunlar ki ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkalar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası orada mümkün ise şifâyâb olabilir. Değil ise kendilerinden hiç bir karşılık beklenmeksizin hastanelere kaldırılarak orada salâh buldurulabilir” demektedir ki, Osmanlının temizlik ve sıhhate verdiği önemin bir delilidir…
“Topuklu ayakkabı ve Vals, pisliğe basmamak için, Şemsiye ise millet balkondan pisliğini dökerken kafamıza “bok” düşmesin diye bulunmuştur” iddiası henüz kanıtlanamadı.
On yılı aşkın zamandır AKP’li belediye tarafından yönetilen şehrimizde, milletvekili adaylığı ile tekrar gündeme gelen Sayın Cingil ve ekibine, herkese mavi boncuk dağıtarak durumu kurtarmaya çalışan ve her seferinde topu Ağabeyi Altepe’ye atan Başkan Çelik’e, teşekkürü bir borç biliriz. Halef-selef başkanlar, “Biz Hizmet için varız” diyedursun;
Yenişehirliler olarak Harman Zamanı’na kadar hepimiz Ecnebi Dansı olan Vals’i öğrenmiş olacağız…
Ne diyelim? Arif olan anlar…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. ekrem yaşar dinçer dedi ki:

    LÜTFEN SİFONU ÇEKMEYİ UNUTMAYINIZ. ;))))

  2. Nurcan Öztürk dedi ki:

    Yazıdaki asıl göstermek istediğinizin bu olmadığının farkındayım ama Avrupa’ya kanalizasyonu, sizin deyiminizle sifonu Endülüs Devleti eliyle sizin o pis dediğiniz Araplar getirmiştir.

YORUM YAZ