Dolar 18,5320
Euro 18,2082
Altın 1.012,53
BİST 3.392,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 18°C
Az Bulutlu
Bursa
18°C
Az Bulutlu
Sal 20°C
Çar 21°C
Per 21°C
Cum 20°C

Seneler seneler evveldi

Altmış beş yaşındaymış. Yaşını pek göstermiyor. Ne şişman, ne zayıf. Giyimiyle, konuşmasıyla eğitimli bir adam izlenimi bırakıyor insanda.

Seneler seneler evveldi
A+
A-
07.12.2010

Altmış beş yaşındaymış. Yaşını pek göstermiyor. Ne şişman, ne zayıf. Giyimiyle, konuşmasıyla eğitimli bir adam izlenimi bırakıyor insanda.
Sahilde oturmuş dalgın bakıyordu etrafa. Bir yandan da elindeki deftere bir şeyler yazıyordu. Anlatacak çok şeyi vardı belli ki.
Meraklı bakışımdan mı, can sıkıntısından mı artık bilemiyorum konuşmaya başladık.
Seneler seneler evveline ait bir hikâyeydi anlattığı. Sımsıcak bir sohbet oldu. Aslında o konuştu ben dinledim. Dedim ya anlatacak çok şeyi vardı…
“Onunla adada tanışmıştık. Yaz aşkı derler ya, bizimkisi öyleydi. O günlerde çocuk sayılırdık. Lise sona geçmişti. Ben ise üniversiteye gidecektim. Edebiyat okuyacaktım. Aslında istemiyordum.
Pek başarılı değildim. Hatta tembel sayılırdım. Derslere ilgim yoktu. Kızların peşinde dolaşmaktan vakit bulamıyordum çalışmaya. Sonra o çıktı karşıma. Çok farklı oldu benim için.
Deniz kokulu bir akşamüstü tanışmıştık. Bir Temmuz akşamında… İşte, birbirimizin dünyasına o gün girmiştik.
İlk kez gördüğü delikanlıya eski bir dost gibi gülümsemişti. Arkadaşım ile tavla oynuyordum gazinoda. Yanımıza gelmiş, izlemek için izin istemişti. Medeni cesaretine hayran kalmıştım. Anlamıştım bahaneydi, beni tanımaktı arzusu.
Ayrılırken, o akşam sahilde parti olacağını, isterse katılabileceğini söylemiştim. Bana nasıl yanıt verdiğini hatırlamıyorum. Ama yanımızdan ayrılırkenki bakışını, yüzünün pancar rengini alışını hiç unutmadım.
Aslında o günü hiç unutamadım. Uzun dalgalı saçları, hafif makyajıyla alımlı bir genç kız görünümdeydi. Üstünde pembe bir buluz vardı. Rengârenk giyinmeyi severdi. Ruhu da cıvıl cıvıldı, içinde pek çok rengi barındırırdı.
Günlerce gözümün önünden gitmemişti bu görüntü. Yıllarca düşlerimde hep bu an oldu beni kucaklayan. Artık ne zaman görsem çekinerek bakıyordu, ama bakıyordu. Benim çekinmediğimi görmek hoşuna gidiyormuş meğer. Arkadaş olmuştuk.
Bir gün grup halinde sahilde gezerken nasıl oldu hatırlamıyorum yalnız kalmıştık. Sigaramı yakacaktım. Hafiften rüzgâr vardı. Kibriti yakarken avuçlarını ellerimin üzerine kapattı alev sönmesin diye. Elleri yüreğimi ısıttı, bakışları ise deldi geçti. Parmaklarımın arasında tuttuğum sigarayı dudaklarıma yapıştırıp ona doğru eğildim. Göz göze gelmiştik. Kibritin alevine sokulan yüzü hiç aklımdan çıkmadı. Maalesef yıllarla birlikte görüntüsü silikleşiyor, var gibi yok gibi bir görünen bir kaybolan yüzü…
Birlikte olduğumuz ama birbirimizi görmediğimiz o bir yılı hiç unutmadım. Posta kutusundan kalbim gümbürdeyerek aldığım ve hala sakladığım pembe zarflar konuşsa keşke… Ayrılırken hatıra olarak verdiği şapkası evimin bir köşesinden anlatsa onsuz geçen günlerimi. Sonrası mı? Sonrası hiç olmadı. İstemedi…
Mevsimler mevsimlere karıştı, anılar bir fotoğrafa sığıştı. Bir fotoğraf deyip geçme, neleri barındırır içinde bilir misin? Dalga seslerini, martıların kanat çırpışını, denizin kokusunu ve o genç âşıkları… Keşke hayatı temize çekme şansı olsa insanın…
İnanmayacaksın belki ama yıllar sonra onu buldum. Telefondaki sesi hiç değişmemiş. Yaşayan, gülen, ağlayan, rengârenk o ses…‘İnsan kaldığı yerden devam edebilir mi? Kalınan yere geri dönülebilir mi?’ Bana söylemesen de zihninden bunların geçtiğine eminim.
O da pek farklı düşünmüyor. ‘Geriye kala kala o hatıralar kaldı,’ dedi bana. ‘Biz kaldık,’ dedim. Benim gibi yalnızmış meğer. Çağırdım. İki gün sonra gelecek. Onca yıldan sonra iki gün daha…
Bu sahil kasabasını seviyorum. Her yaz olduğu gibi birkaç gün önce gene geldim. Sahildeki kısa yürüyüşleri saymazsam hemen hemen hiçbir şey yapmıyorum. Bu kez, okurum diye getirdiğim kitaplara bile elimi süremedim. Çünkü içim içime sığmıyor. Heyecanla onu bekliyorum.
Her sabah yürüyüşümü noktalarım bu bankta. Karşıda duran şu adayı görüyor musun? Bazen oralarda bir yerde bir sigara ateşinin ateş böceği misali parlayıp söndüğünü görür gibi olurum. Bir de el sallayan denizkızını…
İşte böyle… Şimdi oturmuş içimden ne geldiyse karalıyorum, gelince ona vermek isterim bu iç döküntülerimi.
Seni görünce onu görür gibi oldum. Şen şakrak kız yanımda sanki. Ne aklıma geldi bak: Konuşurken senin gibi kelimeler arasından kıkırtıları gelirdi kulağıma. Çoğu kez ne anlattığını anlamama fırsat vermeden gülmeye başlardı. Yine öyle bir andı, ne söylediğini dinlemedim bile, kulağına eğilip fısıldadım: ‘Allahın bizden yana olacağına inanıyorum. Allahın benim yanımda olacağına inanıyorum.’ Dileğim kabul gördü. Yıllar sonra o gerçek olacak!”

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.