Dolar 16,3609
Euro 17,5335
Altın 974,13
BİST 2.418,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27°C
Açık
Bursa
27°C
Açık
Cum 28°C
Cts 30°C
Paz 28°C
Pts 25°C

POMPACILAR…

POMPACILAR…
A+
A-
10.10.2012

Hortumcu kavramı 80’li yıllardan sonra yerleşti dilimize,

Hani Başbakan’ın mücadele ettik, kökünü kazıdık dediği hortumcular.

Ne mücadele edildi, ne de kökü kazındı elbette,

Hortumcular kılık değiştirdi sadece,

Kimi gömleğini çıkarttı, kimisi gür bıyıklarını daralttı, inceltti.

Darbecilerle hesaplaşıyoruz, askeri vesayeti sona erdireceğiz diyenlere iktidarın nimetleri tatlı gelince, ne darbecilerle hesaplaşıldı, ne de vesayet ortadan kaldırıldı.

Vesayet yok edilmedi, sadece el değiştirdi.

Ülkenin içine sürüklendiği siyasi krizlerden başka gündemler yaratarak ve pompalayarak sıyrılmayı bildi AKP iktidarı…

Hortumcu kavramına, bir de pompacı kavramı eklenmiş oldu 2002 sonrası Türkiye’de…

1 Mart tezkeresini hatırlayalım;

2003 yılında, Irak işgalini Türkiye topraklarından başlatmak isteyen ABD’nin ekmeğine yağ sürmüştü çiçeği burnunda AKP hükümeti ve meclise bir tezkere sunmuştu.  Askerimizin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için yetki istiyordu…

Oynanan oyuna dur demek isteyen muhalefet sıralarıyla birlikte, AKP’den fire veren 94 vekilin toplamı ile 250 ret oyu etmiş, salt çoğunluğa ulaşamayan meclisten işgal tezkeresi geçmemişti. Gerçi ret oyu veren 94 milletvekilinin hiç biri, sonraki seçimde aday gösterilmedi. Bazıları hakkında çeşitli davalar açılırken bir kısmı da yurtdışına kaçmak zorunda kaldı… Çabuk unuttuk, unutturuldu…

Yıl 2009 olmuştu…

Bu sefer AKP iktidarı Suriye-Irak sınırı boyunca uzanan 510 km uzunluğundaki, 216 bin dönümlük (Kıbrıs büyüklüğünde) bir araziyi 44 yıllığına İsrail’e kiralamayı düşünüyor ve karşılığında da İsrail’in bu arazileri mayınlardan temizlenmiş olarak geri vereceğini umuyordu.

Arap dünyasının liderliğine oynayan Erdoğan, Araplar’ın yolundan gidiyor, İsrail’in Ortadoğu’daki politikalarına en muazzam desteği veriyordu.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı’nın planı bu sefer de tutmamış, arazilerin İsrail’e kiralanması yine meclisten dönmüştü. Unuttuk…

AKP iktidarı 2002’den bu yana sürdürdüğü ABD çıkarlarına aralıksız ve koşulsuz hizmet anlayışını hiç bir zaman kenara koymadı.

Her seferinde ülkenin sürüklendiği bataklığı güzel ve temiz göstermeyi başardı. Kendi paçasına çamur sıçratmaktan özenle kaçındı…

Çamuru “Karneyle ekmek dağıttı” , “Camileri ahır yaptı” diyerek utanmazca karalamaya çalıştığı insanlara attı.

Komşularla sıfır sorun politikasının yerini, komşularla savaş politikası aldı. Atatürk’ün ilkeleriyle bir bir hesaplaşan hükümet, Yurtta barış, dünyada barış ilkesini de önemsiz bir ayrıntı gibi gördü.

AKP, önemli işler yapmakla övündü…

Bilinçaltlarımıza yol, sağlık, eğitim üçlüsünde ne kadar başarılı olunduğu pompalandı,

Sağlık karnesi yerine, sadece kimliğimizle muayene olabilmek uzay çağını yaşadığımız şu günlerde mucizeymiş gibi gösterildi.

Yollarımız duble oldu diye övündük. Yol projelerinin dünyada eş zamanlı olarak üçüncü dünya ülkelerine daha hızlı ticaret yapılabilmesi amacıyla Dünya Ticaret Örgütü’nün baskılarıyla ve de desteğiyle yapıldığını bilmeden…

Yenişehir’i Bursa, Bilecik, İnegöl ve İznik’e bağlayan yolların içler acısı halinin nedenini sorgulamadık örneğin.  Yolların kralı AKP hükümeti nasıl olmuş da 10 yıllık iktidarında hala yolsuz bırakmıştı bizi… Çalışmalar sürse de dörtte dört fiyaskoydu bu işin adı…

Eğitim sistemini kılıfına uydurmak isterken ortada ne sistem ne de kılıf bırakan hükümetin, akıllı tahta denen oyuncakların yerli üretimi mümkünken varken yabancı yazılım şirketlerine milyarlarca liralık lisans bedelini hangi şartlarda ödemeyi taahhüt ettiğinin en büyük şahidiyim.

Pompacılar sürekli bir şeyler pompaladılar halkın beynine,

“Başbakanımıza dokunmak bile ibadettir” diyen zat Bursa milletvekilliği yapıyor mesela.

Arada bir Yenişehir’e geliyor, “Eskiden buralar köy gibiydi” diyor ve dönüyor memleketi İnegöl’e.

“Buraları biz düzelttik” demeye getiriyor. Hakları da vardır hani…

70’li yıllarda Heykel meydanının bir fotoğrafı var elimde. Göstersem, utancından konuşmaması gerekir. Hatta “Ben köy görmemişim” diyerek özür de dilemesi gerekir, başbakana dokunmayı ibadet sayan vekilin…

Ne de olsa bir şeyler pompalamak gerekir halka,

Yenişehir’de de yok mu onlardan? Var elbet…

“Önemli işler yapıyoruz” deyip duruyor ya AKP ile AKP’nin belediye başkanı…

Yenişehir’de bir çağı açıyor, bir diğer çağı kapatıyor. Hizmetleri 80’er yıllık yapıyor.

Altyapı yatırımlarını 120 bin nüfusa göre planladık diyor,

Yenigün Mahallesi Hatip Sokak’ta yeni bir bina yapılıyor, yükü kaldıramayan kanalizasyon taşıyor. Sokağı OT götürüyor…

Yine de Yenişehir Belediyesi gerçekten önemli işlere imza atıyor.

Örneğin topu topu ayda bir kez toplanan Yenişehir Belediye Meclisi’nin en son yapılan toplantısında sadece tek konu görüşülüyor.

Toplantı 5 dakika sürüyor.

İtfaiye pompasından verilecek suyun ücretinin 1 TL olmasına karar veriliyor.

İtfaiye pompası bildiğimiz pompalara benzemiyor.

Ama yine de gündemi işgal ediyor…

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.