Dolar 16,3061
Euro 17,4948
Altın 969,77
BİST 2.448,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27°C
Açık
Bursa
27°C
Açık
Cum 28°C
Cts 29°C
Paz 27°C
Pts 25°C

Ön yargılarımızdan kurtulmanın zamanıdır!

İnsan yaşamını zenginleştiren ilişkilerdir.
İster aile içinde isterse işyerinde olsun, iyi ilişkiler kurulmadıkça duygularda mana ve zenginlik maalesef yaratılamıyor.

Ön yargılarımızdan kurtulmanın zamanıdır!
A+
A-
04.01.2011

İnsan yaşamını zenginleştiren ilişkilerdir.
İster aile içinde isterse işyerinde olsun, iyi ilişkiler kurulmadıkça duygularda mana ve zenginlik maalesef yaratılamıyor.
Bu konuda bir adım atıp, kişisel gelişim üzerine söylenenlere, yazılanlara bakacak olursak, bunların çoğunun ‘bireyin ne yapması, nasıl davranması’ üzerinde yoğunlaştığını görürüz.
Gerçekten iş insanın kendisinde bitmektedir.
İnsan ilişkilerini olumsuz etkileyen faktörlerin başında ‘önyargılarımız’ gelir. Bu nedenle öncelikle önyargılı davranışlarımızı sorgulamalıyız.
Demek istediğim bazı yerleşik düşünce kalıplarını sorgulayıp, bunlar hakkında daha sağlıklı ve gerçekçi değerlendirmeler yapmak.
Özellikle ikili ilişkileri bozan, sosyal ilişkilerin gelişimini engelleyen, insanları yalnızlaştıran, ruhsal çöküntülere yol açan, mücadele edilmesi, aşılması gereken şeylerdir önyargılar.
Genelde düşünce ve inanç kaynaklı ortaya çıkar. Atasözlerimizde bile bunların izlerini görürüz. Anne ve babaların çocuklarının kulağına fısıldadığı her kelime bir önyargının temel taşı olabilir.
Hepimiz zaman zaman önyargılarımıza mahkûm olmuşuzdur. “Benim ön yargılarım yok,” diyen insan ya yalan söylüyordur ya da farkında değildir.
Belediye otobüslerine binemeyenler için arka taraf hep boştur. Çalışan kadınlar için ev hanımları bütün gün dizi film seyreder. Kaynanalar hep kötüdür…
Bir de kendimizin yarattığı önyargılar vardır. Ortada hiçbir şey yokken bir şeyler hayal eder bir senaryo yazarız. Sonra da inanırız. Zamanla bu zihinsel yaratımlar hayatımızda önemli engeller haline gelir.
Bazen kişiye yönelik önyargıda bulunuruz. Bir insan hakkında gerçekte o kişinin karakteristiği olmamasına karşın bir etiket yapıştırırız. Kendimize göre yapılan bir değerlendirme sonrası peşin hükümde bulunuruz.
Önceleri pek bir zararı görünmese de önyargıların suçlama ve savunma eksenine oturduğu bir ortamda, gerçeğin üstündeki sis perdelerini kaldırmak güçleşir.
Bir nevi körlük oluşur. Karşımızdaki insana inanmayız, güvenmeyiz. Hatta bu öyle bir hal alır ki kendimize zarar vermeye başlarız.
Sadece kendimize saklasak yine sorun değil. Ama bu fikrimizi pek çok kişiye de aktarırız. Onları da önyargımızla oluşturduğumuz düşüncelere inandırmaya çalışırız.
Peki, önyargıların oluşumuna nasıl engel olabiliriz?
Öncelikle her duyduğumuza ve okuduğumuza inanmamalıyız.
Önyargıya neden olan inanç ve düşünceleri belirlemeli, derinlemesine sorgulamalıyız. Gerçekçi olmayanları elemeliyiz.
Kontrolsüzce bir şeylerin doğru olduğuna inanmamalıyız. Hayatta sonsuz sayıda ihtimal olduğunu unutmamalıyız.
Aslında önyargılarımızdan kurtulabilirsek zihinsel özgürlüğümüzü kazanmış olacağız.
Tabii yazıldığı gibi kolay değil. Einstein şöyle demiş: “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zordur.”
Önyargılar yüzünden işlenen cinayetler, kırılan kalpler, sönen ocaklar, yitirilen yaşamları düşünürsek denemeye değer…
Bir hikâye var ki önyargılı davranmanın insanı hangi noktaya götüreceğini açıklayan. Başka söze gerek yok…
Günün birinde bir kadın çevrede gezinirken bir gelinciğe rastlamış. Ve onu alıp evinde beslemeye başlamış. Çok seviyormuş. Kadının birkaç gün sonra bebeği olmuş. Kadın hem bebeğine hem de gelinciğe bakarken günler geçip gitmiş. Kadın bir sabah birkaç saatliğine dışarı çıkmış evde bebeği ve gelinciği bırakarak. Eve geldiğinde gelinciğin ağzını kan içinde görmüş. Bebeğini öldürdüğünü düşünerek sopayla vura vura onu öldürmüş. Sonra içeri girdiğinde bir de görmüş ki beşikte ona gülümseyen bebek ve hemen yanı başında ise ölü bir yılan…

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.