Dolar 18,5817
Euro 18,4705
Altın 1.029,04
BİST 3.484,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 19°C
Az Bulutlu
Bursa
19°C
Az Bulutlu
Cum 18°C
Cts 19°C
Paz 21°C
Pts 22°C

Okul yolunda

Yolda küçük bir çocuğa rastladım. Siyah saçlı, simsiyah gözlü. Durmuş bana bakıyordu. Sokakta böyle çocuklar yüzlercedir. Ama nedense o an o çocuk bana farklı göründü.

“Birini mi arıyorsunuz?” diye sordu meraklı bakışlarla. Durdum, düşündüm; nereden, nasıl başlayacağımı bilemedim.

Okul yolunda
A+
A-
28.03.2011

Yolda küçük bir çocuğa rastladım. Siyah saçlı, simsiyah gözlü. Durmuş bana bakıyordu. Sokakta böyle çocuklar yüzlercedir. Ama nedense o an o çocuk bana farklı göründü.

“Birini mi arıyorsunuz?” diye sordu meraklı bakışlarla. Durdum, düşündüm; nereden, nasıl başlayacağımı bilemedim.

“Aklımdan çıkmadı bir ömür boyu bu yol, bu sokak, evim, okulum… Farklıydı her şey o zamanlar. Bak dinle…” dedim.

“Bizim okul yolumuz vardı, ellerimizde çantalarımızı sallayarak gittiğimiz. Ara sıra dönüp ardımıza baktığımız.

Bizim okulumuz vardı, elinde zil, koşarak merdivenleri inen hadememiz. Kantininde susamsız simitlerimiz.

Bizim sevgi dolu, bağrı yanık öğretmenlerimiz vardı. Yarı annemiz, yarı babamız.

Bizim beslenme çantalarımız vardı. Üstü delikli, plastikten. İçinde elma, yumurta, peynir, bir de vazgeçilmez elbezleri.

Bizim saman kâğıdından defterlerimiz vardı, koparmaya kıyamadığımız, koklamaya doyamadığımız.

Henüz tam renklenmemişti dünyamız. Bizim siyah beyaz önlüklerimiz vardı. Beyaz yakamızın aydınlığı çökerdi omuzlarımıza.

Bizim siyah beyaz televizyonlarımız vardı.  Akşam yedi dedi mi açılan, gece yarısı marşımızla kapanan.

Bizim filmlerimiz vardı Pazar günlerini süsleyen., hiç bıkmadan defalarca izlediğimiz…

Bizim evimiz vardı, küçük bir bahçemiz. Tavukları yemlediğimiz, çamaşırlar arasında oynadığımız.

Bizim bakkal amcalarımız vardı, dükkânında teneke kutuda bisküvilerimiz, gofretlerimiz, renk renk akide şekerlerimiz, lokumlarımız…

Bizim ipimiz, topumuz vardı. Makaradan arabalarımız, bezden bebeklerimiz…

Bizim Cin Ali adlı kahramanımız vardı. Çerden çöpten, ama cesur, yüreği sevgi dolu.

Bizim mektuplarımız vardı, kalbe dokunup yazılan, allı pullu desen desen…

Bütün kediler, köpekler bizimdi. Vazgeçemediğimiz dostlarımız ikindi kahvaltısını paylaştığımız.

Bizim uçurtmalarımız vardı, kırmızı, mavi, yeşil hayallerimizi gökyüzüne uçurduğumuz.

Bizim pikaplarımız vardı iğne uçlu. Bir de üstünde dönen, döndükçe girdap misali bizi alıp götüren plaklarımız.

Bizim şarkılarımız vardı, bülbülleri susturup dinlediğimiz. ‘Sev kardeşim,’ diyen şarkıcılarımız.

Bizim bir dünyamız vardı. Hayal kurup yarattığımız, içine girip saklandığımız.

Bizim katmer katmer gül açan gönüllerimiz vardı…”

Simsiyah gözlerinde yaşlar belirmişti, ya da bana öyle gelmişti. Elime yapıştı çocuk, çocukluğum…

Rüyam gerçek olmuştu okuluma vardığımda. Koşar adımlarla merdivenleri çıktım.

Sınıfımın kapısındaydım, yavaşça vurdum. “Girin,” dedi bir ses. Kapıyı açtım, ürkek birkaç adım attım. Herkes bana bakıyordu. Gül bahçesine girmiş gibiydim, rengârenk, taptaze, cıvıl cıvıl…

“Buyurun, kimi aramıştınız,” dedi öğretmen.

Durakaldım. Nerden, nasıl başlayacağımı bilemedim. Zayıf, titrek bir sesle,  “Çocukluğumu,” dedim…

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.