Dolar 15,8769
Euro 16,8435
Altın 942,56
BİST 2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 24°C
Açık
Bursa
24°C
Açık
Paz 21°C
Pts 23°C
Sal 25°C
Çar 28°C

MELEKLER ŞEHRİ’NDE GEZERKEN

MELEKLER ŞEHRİ’NDE GEZERKEN
A+
A-
08.04.2012

Elimde fotoğraf makinem, sırtımda
çantam ve her zaman dikkatli olmamı söyleyen
rehber kitabım, Amerika’yı keşfediyorduk
birlikte.

Çocukluk hayalimi
gerçekleştirmek, İngilizcemi parlatmak ve
kıtaların en muhteşemi ile tanışmaktı
arzum.
Çocukken benim için Amerika,
Dallas dizisiydi, Disneyland’dı, Hollywood’du…
güzel insanlardı, hayal edemeyeceğim
bir yaşamdı…bir rüyaydı…
Şimdi ise zekânın enerjiye dönüştüğü,
hazla ve hevesle buluştuğu bir
dünya. Kuzey Amerika dünyası enerjisiyle
çarptı adeta…
Gezerken pek çok şey bende iz bıraktı.
Her şeyin tıkır tıkır işlediği, hiçbir
şeyin bozulmadığı bir ülke burası: Trenler,
musluklar, yollar… Dakiklik, titizlik, temizlik…
Her şey yolundaydı. Tembellik adeta
günahtı…
Amerika, insanların mutlu olması
için icat edilmiş bir ülke olsa gerek. İsteseniz
de mutsuz olamazsınız. Kendinizi eğlendireceğiniz
hemen her şeye sahip.
Amerika’nın kalbi Los Angeles’ta atıyor,
yani ‘Melekler Şehri’nde.
Sizi bir anda fetheden şehirler vardır
ya; görüntüleriyle, sesleriyle, tatlarıyla
sizi kendine âşık ederler… İşte öyle bir
yer…
Caddelerinde saatlerce dolaşmak,
eşsiz sahillerinde güneşlenmek, tarifsiz heyecan
veriyor insana. … Manzara her
adımda değişiyor, hayatın renkleri çılgınca
boy gösteriyor; kaldırımın ortasında diz
çökmüş dua eden bir adam, bir iki adım
ötede ağaca dayanmış bir zenci kız, Levis
marka kot pantolon giymiş bir dilenci, fıskiyeli
bir çeşme, kumsalda gitar çalan bir
grup çılgın genç, cadde üstünde kafeler,
eğlence merkezleri, fast-food zincirleri…
Havaalanından iner inmez çimlerin
üzerinde birleşik yazan ‘L’ ve ‘A’ harfleri
karşıladı beni. Sonra da pek çok yerde
rastladım. Şehrin adını sadece baş harfleri
ile söylüyorlar. “L.A.” diyorlar.
Beverley Hills’i hepimiz biliriz. Birçok
dizi ve filme mekân olmuştur. Zaten
görünce Amerika’nın pek çok yeri tanıdık
geliyor insana. O kadar çok filmde izlemişiz
ki Amerika memleketimizin bir parçası
olmuş dersiniz.
Beverley Hills, Los Angeles’ta çok zenginlerin
oturduğu bir bölgedir. Zenginlerin
ve ünlülerin muhteşem villaları bulunuyor.
Cadde ve sokakları lüks araçlardan geçilmiyor.
Sakın benim yaptığım gibi, gezineyim
demeyin. İnsanlar size şüpheyle bakıyorlar.
Haksız da sayılmazlar. Özel mülk hepsi…
Milyon dolarlık evler… Fotoğraf ve video
çekimi de yapmayın derim ya da çaktırmayın,
engel olabilirler.
Bu bölgeye turlar düzenleniyor, “Şu falancanın
villası, bu filancanın arabası,” diye
size anlatıp duruyorlar, yüksek bahçe duvarlarından
pek bir şey görülmüyor olsa
da… Hatıra olarak bir şey almak isterseniz
o da düşünülmüş, ünlülerin evlerinin adreslerini
gösteren tabelalar satılıyor.
Tepenin eteklerindeki ‘Hollywood’
yazısını bilirsiniz. 1923 yılında yerleştirilmiş
‘Dünya Film Endüstrisinin
Kalbi’ne. İzleyici için başka şey ifade eder
bu yazı, oyuncu için ise bambaşka. Her sanatçının
hayalidir bir gün Hollywood yapımı
bir filmde oynamak…
Hollywood Bulvarı da benim için farklı
duygular ifade ediyor. Kaldığım otel bu
bölgedeydi. Daha doğrusu uygun ve hesaplı
bir yer bulunca bu küçük apart otele
geçmiştim. Hollywood’da kalmak da varmış
kısmette.
Her yıl Oscar ödüllerinin verildiği yer;
Kodak Theatre da aynı bölgede. En meşhur
yeri ise ‘Şöhretler Kaldırımı’. Ünlülerin
adının yazılı olduğu yıldızların bulunduğu
yer. Tom Cruise, Sharon Stone, Bruce
Willis, Marilyn Monroe ve daha nicelerini
takip ediyorsunuz yürürken…
Her geçen gün kaldırıma yeni yıldızlar
eklenmeye devam ediyor. Dikkatimi çekiyor;
duvara asılmış bir tek yıldız var, o da
Muhammed Ali’nin. Öğreniyorum ki; ünlü
boksör ‘Muhammed’ isminin üzerine basılmasını
istememiş.
Birçok ünlünün benzerine rastlıyorsunuz
gezerken. Elvis Presley, Süperman,
Charlie Chaplin… Fırsat bu fırsat, istediğinizle
fotoğraf çektirin; demedi demeyin
pişman olursunuz sonra…
Los Angeles’ı büyüleyici kılan Disneyland
ve Universal Stüdyoları biraz da Ama
anlatmaya kalksam kelimeler kifayetsiz
kalır. Hani derler ya anlatmakla olmaz yaşamanız
lazım, aynen öyle…
Sabah beş buçuk gibi otelden ayrılıyorum
uçağa binmek üzere. Yıldızlarla dolu
kaldırımda son kez yürüyorum. Yağmur çiseliyor
hafiften. Metronun merdivenlerinden
ineceğim birazdan ve bir daha
dönmemek üzere ayrılacağım Melekler
Şehri’nden.
Yıldızlar biraz sönük mü bugün, bana
mı öyle geliyor? Sanırım tüm güzelliklerde
olduğu gibi her gün görmek biraz bozuyor
etkiyi. Ama yine de şimdiye kadar gördüğüm
en parlak yıldız bu olsa gerek…

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.