Dolar 18,5014
Euro 17,7530
Altın 968,24
BİST 3.265,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
27°C
Hafif Yağmurlu
Çar 29°C
Per 30°C
Cum 30°C
Cts 26°C

Kitaplarıma ne oldu?

Eve geliyorum. Uzanıp kitap okuyacağım. Çalışma odama bir giriyorum. Raflar bomboş. Kitaplarım yok olmuş. Sanki kitap hırsızları eve girmişler.

Kitaplarıma ne oldu?
A+
A-
25.10.2010
Eve geliyorum. Uzanıp kitap okuyacağım. Çalışma odama bir giriyorum. Raflar bomboş. Kitaplarım yok olmuş. Sanki kitap hırsızları eve girmişler.
Biliyorum, böyle bir şey olamaz diyorsunuz. Haklısınız. Çünkü kitap çalan bir çete henüz mevcut değil. Olması da mümkün gözükmüyor. Neyse, sadece hayal edin istiyorum.
Annemi arıyor, durumu anlatıyorum. Annem, “Kızım kitaplar için masanın üzerine bak, oraya koydun. Bir cihaz var ya, işte onun içinde,” diyor. Allah Allah, ne oldu bu kadına?  Cihaz mihaz da nesi? Anneme ne kadar uzak kelimeler?
Hakikaten masamın üzerinde bir aygıt duruyor. Açıyorum. Bin beş yüz kitabım içinde… Şaşırmaya fırsat kalmadan, “Dostum, ben E-kitap” diyor. “Bundan sonra en yakın arkadaşın benim.”
“Sen, en yakın arkadaşım Kitap olamazsın,” diyorum. “Onun kokusu vardı. Ona dokunabiliyor, sayfalarının hışırtısını duyabiliyordum.”
“Kitap değil, E- kitap dedik herhalde. Teknoloji en büyük devrimi yaptı; artık basılı olanı unut, yerine ben geldim.”
“Peki, onca kitap oraya nasıl girdi?”
“Öncelikle İdefix’e üye olup bir şifre aldın. Daha sonra da istediğin kitapları sipariş verdin. Hatırlasana!”
Ne yazık ki, fazla hızlı geçiş yapmışız herhalde, hiçbir şey hatırlamıyordum. Annem bile benden önce girmiş bu dünyaya. Aslında fena şeyler söylemiyordu:
“Artık kitaplara çok kolay ve ucuza sahip olabilecek insanlar. Baskı maliyeti diye bir şey kalmayacak. Baskısı tükenmiş kitapları bile neredeyse masrafsız yeniden piyasada bulabilecekler. Kitabın depolanması, iadesi, dağıtımı gibi sorunlar olmadığından maddi kayıplar azalacak. Okurlar binlerce kitaptan oluşan bir kütüphaneye daha kolay ve ucuza sahip olabilecekler. Ve en güzeli küçücük bir cihazla yanlarında taşıyabilecekler…”
“Ben kitabı okurken renkli kalemlerle altını çizmek, kenarına notlar almak isterim.”
“Altını çizebiliyorsun, not da alabiliyorsun. Yabancı dilde bir eser okuyacaksan bilmediğin kelimelere anında ulaşabiliyorsun. Bir imkân daha sana, düşün bak: Bin beş yüz kitabın arasında bir kitabı bulmak kolay mı sence?
“Tabii ki zor, hatta neredeyse imkânsız.”
“Artık aradığın bir kitabı ya da bir bölümü hemen bulabileceksin. Güzel bir haber daha: Amatör yazarların kitap yayımlama imkânı da artacak.”
“En çok bu habere sevindim.”
“Ayrıca rutubet yok, yıpranma yok, toz alma derdi yok. Sayfaların yırtılıp kaybolması mümkün değil. Çabuk alışacaksın inan bana.”
“Bilmem artık. Ancak çocuklar için durum farklı. Bugünün çocuğu bilgisayarla doğuyor. Benim gibi kitap kokusu falan aramayacaktır, zaten okuma yazmayı bu kitaplarla öğreneceğinden normali onlar için e- kitap olacaktır. Artık gençlerin daha fazla kitap okuyacağını düşünüyorum.”
“Kesinlikle… Göreceksin bir süre sonra basılı kitabın ne olduğunu kimse hatırlamayacak.”
“O kadar da değil artık. Mutlaka ilgi kaybı olacaktır. Ancak yok olması mümkün değildir. Mesela televizyon sinemanın yerini alamamıştır. Her ikisinin de yeri ve zamanı ayrıdır. Bu tür kitabı okuman için elektrik şart. Sonra sürekli ekrandan okuma gözü aşırı yoracaktır.”
“Söylediklerini çok önemli sanma…”
“Peki, ya kalıcılık? 500 yıl önce basılı metni okuyorsunuz, birkaç yıllık bir elektronik kaseti okuyamayabiliyorsunuz.”
“Haklısın belki ama doğayı yok etmemek adına büyük adım sayılır: Bundan böyle daha az ağaç kesilecek…”
“Her şeye rağmen üzülmemek elde değil. Benden önce bir başkasının olan kitaba sahip olma şansım kalmayacak artık. Kitapçılar ya da sahaflarda gezmek de yok.  Kitap ayracım da olmayacak. Tıpkı bir zamanlar kullanılan kitap açacakları gibi kaybolup gidecekler…
Belki de basılı kitaplar koleksiyoncular için süs eşyaları olarak yaşayacak. Duvarları kitaplarla kaplı bir yazı evi yapma fikrim de suya düşecek.
Bir kitaba dokunduğunda hissettiğin farklı duyguları da unut gitsin diyorsun zaten. Peki, bu nasıl olacak? Hele de yazarını seviyorsan.
Kitap, kapağı ile bütünlük kazanır. Ekrandan bakmakla ne anlayacağım?
Yazar, sayfalar arasından seslenir: Kitabın yazı karakteri, iç dizaynı, kalınlığı bile bir şeyler fısıldar okura. Ferhan Şensoy iri puntolarla yazar mesela, Ahmet Ümit’in kitap ebatları büyükçedir… En kötüsü artık yazarlara kitap imzalatamayacağız.”
İşte benim endişelerim… Sizce hangisi kazanacak?


Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.