Yenisehir.com -

Velhasıl, devrim !!

Özgürlüğü hayal edin, potansiyelimizin sınırsız olduğu yeni ufuklar ve bununla beraber yeni tehlikeler düşünün. Affı olmayan Diyalektik bir gezegende, insanoğlunun daha refah ve sınırsız yaşayabilmesini ümit etmek için, yüzümüzü aydınlığa dönmeliyiz.
Ateş, Yazı, Yerleşik Düzene Geçiş, Elektrik, Telefon, Ampul, Araba gibi insanoğlunun yaşam seyrini değiştirecek bir sürü Devrim sayabilirim. Unutulmuş, hatta azımsanmış bir perspektiften bakarak, tüm bu değişim ve evrimin öznesi ‘Devrim’den bahsetmek isterim…
Ekim 1781’de derme çatma Devrim güçleri, Dünyanın en büyük askeri gücü İngiltere’yi 6 yıl süren bir kanlı savaş sonrasında mağlup ediyor, koloniler arasındaki barış ve ittifakı sağlayarak,
Halk için, Halkın Yönetimi olan ‘Demokrasi’yi yasal zemine oturtuyor.
Köleliğe ve Sömürgeciliğe karşı verilen mücadele, Dünya Halkları olma yolunda Özgürlüklerin önünü açıyor. Devrim Fransa’ya sıçrıyor. Yunanistan’da, Polonya’da, Belçika’da tahtlar devriliyor. Haiti’de köleler zincirlerini kırıyor, Bolivya’da, Peru’da, Kolombiya’da isyancılar İspanyolları topraklarından atıyor.
Tüm bu özgürlük hareketleri gerçekleşirken, Dünya’nın ve insanlığın gidişatını değiştirecek bir Devrim daha filizleniyor. ‘Sanayi Devrimi’ !
Sanayi Devrimi, toprağa yani tarıma ve insan gücüne dayalı bir ekonomik yapıdan, makinelerin ve seri üretimin egemen olduğu bir ekonomik yapıya geçiştir. 1760-1840 yılları arasında İngiltere’de yaşanan ekonomik dönüşüm İngiltere’nin ardından bütün Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
İnsanlık, doğayı kontrol edebilmek ve hayatta kalmak adına, 10 binlerce yıldır alet ve araç yapıyordu. Tüm bu arayış ve hayatta kalma kaygılarının ortasında, 1768 Kuzey İngiltere’sinde, potansiyel olarak çok büyük güç teşkil eden bir alet icat ediyor. Modern Dünya’nın anahtarı olan pamuğu, kusursuz bir derecede gerip işleyerek önce ipliğe, ipliği ise kumaş için dönüşüme hazırlayan, elle eğrilen 114 bin kilodan, 3.6 milyon kilo kapasiteye ulaştıracak bir makine !
Amerika’da ise, kömürün bulunup işlenmesiyle tuhar elde ediliyor, kitlesel ulaşım aracı
buharlı vapur ve buharlı tren, şehirleri, eyaletleri birbirine yaklaştırıyor, 50 yıllık bir zaman içerisinde de ülkeleri ve medeniyetleri birbirine bağlayacaktı. Kas gücü ve Hayvan gücünden ziyade, ateşle yanan kömürün buharı, sıkıştırma gücüyle yeni bir Devrim’e öncülük ediyor. Artık İnsanlık, zamanı ve mekanı fethediyordu !
Şehrimin, yıllardır civar il ve ilçelerle olan ulaşım sıkıntılarını baz aldığımda, 1850’lerin Baltimore’unda kaynak taşı ve kireç taşından oluşan 1.200 km’lik dağlık yolun, tüneller açılarak raylı sistemle eyaletlerin birbirine bağlanması, ‘Devrim’ değil de nedir ?
Aynı yıllarda, Asya’da, Ortadoğu’da, Avrupa’da, hatta Amerika’da içme suyu, kanalizasyon ve hayvanlardan bakteri yoluyla bulaşan ve Dünya nüfusunun 5’te 2’sini ölüme mahkum eden vebanın lağv edilmesi ‘Devrim’ değil de nedir ?
Bilgi, Devrim, İnsan ve Medeniyet !
1848 yılında Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkan Halk Ayaklanmaları, Tüm Dünyayı etkisi altına alacak devrim ve özgürlük hareketleridir. Özellikle İtalya, Almanya, Fransa, Avusturya, Polonya, Romanya ve Macaristan bu dönemde büyük sarsıntılar geçirmiştir. Dönemin diğer büyük güçleri olan ve Hanedanlıklarla idare edilen Rusya, Osmanlı Devleti, Birleşik Krallık ve Hollanda ise bu olaylardan nispeten etkilenmemişlerdir. Japonya, basit bir gümüş ve bakır ihracatçısı bir ülkeyken, 1868 Devrimiyle, bilim ve sanayi konusunda Britanya’dan sonra akla gelen ilk ülke ünvanını kazanmıştır.
Sanayi Devrimi’nin, insanoğluna sunduğu avantajlardan yararlanamayan ve sadece afyon, ipek ve baharat ticareti yapan, içine kapalı kadim Çin İmparatorluğu, ancak 1934 yılında Mao’nun gerçekleştirdiği bir Halk Devrimi ile Dünya sahnesindeki yerini alıyor.
Günümüzün Rusya’sı ise, Ekim 1917’de Lenin önderliğindeki Bolşevik’lerin Petrograd’daki kışlık sarayı ele geçirmesiyle, 1922’de Sovyetler Birliği’ni kuruyor, ekonomi, sanayi, bilim ve askeri alanlarda Dünya’ya parmak ısırtıyor.
Günümüz Türkiye’sinde ise, Avrupa’nın Hasta Adamı olarak adledilen, Devlet-i Aliye’nin tüm kurumları çökmüş, ekonomisi iflas etmiş, Halkı Sefilleşmiş, Sanayi Devrimi’ni yakalayan Sömürgeci Devletlerin pençesini taktığı Osmanlı İmparatorluğu, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kadınlı-Erkekli milis halklar ve askeri kuvvetlerle, Ekim 1923’te Bağımsızlığını ilan ederek, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel alanlarda yaptığı Devrim’ler ve Laik, Demokratik Cumhuriyet rejimiyle, bölgenin Mihenk Taşı haline gelmiştir.
Velhasıl Devrim: Can’dır ! Devrim: İnsan’dır !
İnsanoğlu varolduğu müddetçe, Sürekli Devrim arayışında olacaktır…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. ekrem yaşar dinçer dedi ki:

    LÜTFEN SİFONU ÇEKMEYİ UNUTMAYINIZ. ;))))

  2. Nurcan Öztürk dedi ki:

    Yazıdaki asıl göstermek istediğinizin bu olmadığının farkındayım ama Avrupa’ya kanalizasyonu, sizin deyiminizle sifonu Endülüs Devleti eliyle sizin o pis dediğiniz Araplar getirmiştir.

YORUM YAZ