Dolar 16,3731
Euro 17,5630
Altın 971,10
BİST 2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 26°C
Açık
Bursa
26°C
Açık
Cum 28°C
Cts 29°C
Paz 27°C
Pts 25°C

Üç güzel kitap

Üç güzel kitap
A+
A-
20.06.2011

Yaz baharla birbirine dönüşerek geliyor bu kez. Bir gün yaz, bir gün ilkbaharı yaşıyoruz. Geliyorum hazırlanın diyor sanki. Okulların tatile girmesini bekliyor gibi…
Yazın günler uzun, onca vakit boşa geçmesin. Bol bol kitap okumanızı dilerim. Her kitapla başka hayatların kapılarını aralayabilmek güzel olsa gerek.
Birkaç ay önce Paulo Coelho’nun son kitabı ‘Elif,’ Doğan Kitap tarafından okurla buluştu. Kitabın konusu hayli ilginç. Gerçek bir hikayeden yola çıkılmış. Daha ilginci yazarın kendi yaşanmış hikayesi olması…
Romanının baş karakteri, henüz 21 yaşındaki keman virtüözü Hilal. Romanın coğrafyası Sibirya. Coelho, 2006 yılında bir inanç krizi yaşıyor. Bir çıkmaza giren yazara ustası seyahat etmesini öneriyor. Çok eskiden beri yapmak istediği bir yolculuk olduğunu hatırlıyor. Onu gerçekleştirmek üzere Rusya’ya gitmeye karar veriyor. Sibirya’yı bir uçtan bir uca kat ediyor.
Yolculuğun başında Hilal isimli bir Türk kızı karşımıza çıkıyor. Kız yazarın bir hayranı. Aynı zamanda ona deli gibi aşık. Bir yolunu bulup yazarı ikna ediyor ve bu yolculuğa o da katılıyor.
İlginç kısmı, yazar keman virtüözü Hilal ile başka boyutlarda, başka hayatlarda kaderlerinin kesiştiğini anlıyor. İşte Elif, her şeyin başladığı, zaman ve mekan kavramlarının olmadığı o boyut. Bu yolculukta içlerindeki yaralarla yüzleşiyorlar. Hayatı güzelleştiren mucizeleri kutluyorlar.
Paulo Coelho, yaşadıklarından etkileniyor. Rio’ya dönünce yaşadığı deneyimleri kaleme alıyor. Bir hafta gibi kısa bir sürede kitabı tamamlıyor. Portekizceden sonra ilk kez Türkçeye çevrilmiş.
Kitabın ne kadarı gerçek? Bilemiyorum. Bu sorgulamanın roman açısından bir önemi var mı? Kesinlikle yok. Özenli çevirisiyle, akılda kalıcı bir okuma yolculuğu vaat ediyor.
İkinci kitap Sevgili Yazarım Selim İleri’den. Seyahat dönüşü okudum tanıtım yazılarını. Ne zaman çıktı ki görememiştim? İki hafta tatildeyken olsa gerek. Oysa Nisan sonuydu okuma gününe davet edilmiştim. Kitabın hikayesini orada anlatmıştı. Şu anda elimde tuttuğum ‘Yağmur Akşamları’nın. Başlıyorum okumaya.
Kitap yarı öykü yarı anılar üzerine kurulu. İç döküşler, pişmanlıklar, özlemler dile gelmiş satırlarda. Şiirsel bir anlatımla içsel bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Başkalarını anlatıyor olsa da aslında kendini anlattığı, kendi ruhunun ve benliğinin derinliklerine indiği belli. Hazin hatıralar yeniden yaşanmış, içinde tuttuğu kırgınlıklarla bir kez daha sarsılmış, o yürek burkan hesaplaşmaların peşine düşmüş. Kelimelerinde karamsarlık, umutsuzluk var.
“Kaybedenlerin hikayeleri daha zengin,” diyor bir röportajında. Edebiyat dünyasının vefasızlığını, hırsını, üzünçlerini kendi hayatından izler taşıyan öyküler ile paylaşmış. Efsunlu kelimelerle, gönülde saklanan hatıralar bir araya gelince yine bir Selim İleri klasiği ortaya çıkmış.
Satış kaygısı taşımayan bir kitap. Kitaplardaki öyküler 2000’li yılları gösteriyor. Bu öykülerin büyük bir kısmı hazırmış. Ama bu kitabı yayımlamayı hiç düşünmemiş, ta ki…
Ne yazarsa yazsın hep farklıdır benim için. Her kitabında yeniden karşılar beni. Sürükler götürür istediğim yere… Yağmur Akşamları bende bir ömür sürecek. Kırık dökük, kimi yarım kalmış, kimi atlanmış, kimi sıçramış kopuk kopuk cümlelerle…
Üçüncü kitap Avrupa Yakası dizisinin senaristi ve oyuncusu Gülse Birsel’den ‘Yazlık’. Adı gibi yazlık bir kitap. Okurken karpuz yer gibi serinliyorsunuz. Zıp zıp zıplatan, hop hop hoplatan, kıpır kıpır, neşeli sayfalar… Gülmekten kırılırsınız. Kafayı boşaltayım, rahatlayım, ne dert kalsın ne tasa diyenlere…
İyi bir yaz için öğütler veriyor. ‘Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız en lezzetli üç arkadaş kimlerdir?’ ‘Kendinden 3D İstanbul,’ Kahraman Kurukahveci Starbucks’a karşı” en komik bölümler.
Gülse Birsel, “Karamsarlık adamı hasta eder, dert tasa ülser yapar, hüzün cildi kırıştırır, “off” layıp durmak çevreyi kirletir. Bir ara verin, beyniniz geziye çıksın. Bir kumsalda şezlongda okuduğunuzu hayal edin, karpuz yiyerek,” diye sesleniyor hayranlarına.
Benden size üç tavsiye işte böyle… Güzel yaz günlerini daha güzel ve anlamlı kılmanız dileğiyle, iyi okumalar…

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.