Öğrencilere okullarda verilen eğitim-öğretimin temel hedefi üreten bireyler yetiştirmek olmalı.
Ezberciliğin ve kendine ait olmayana ilgi duymanın başlıca nedeni de üretmek yerine hazır olandan faydalanma eğilimimiz sanırım. Bu genel bir hastalık ve ne yazık ki bu hastalığın etkisine girmiş insan sayısı oldukça fazla.
Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürü Osman Şeker'in 2011-2012 Eğitim Öğretim yılının kapanışı sebebiyle yayınlamış olduğu metin geçtiğimiz hafta Ayrıntı Gazetesi’nde yayınlandığında dikkatimi çekmişti.
Şeker’in eğitimin önemine dair yaptığı tespitleri ve iyi dileklerinin yanı sıra “Ulu Önder Atatürk ”ün gösterdiği yoldan gidilmesi gerektiğine dair kaleme aldığı (?) bu yazı neredeyse kusursuzdu. Ancak, kusursuz diyebileceğimiz bu metnin bir kusuru vardı, o da Osman Şeker’e ait olmamasıydı.
Yazıda kullanılan dilin ve üslubun yüksek çıtasından olsa gerek, hislerim beni ufak bir araştırma yapmaya sevk etti.
Şeker’in yayınladığı kapanış metninin ilk paragrafını Google arama motoruna yazıp enter’a basmam yetti.
Karşıma Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sitesinde İl Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan imzasıyla yayınlanmış “2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Kapanış Konuşması” çıkıverdi. Tesadüfe bakın ki her iki metin de birbirinin aynıydı.
Konuyla ilgili Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan’a ulaşma ihtiyacı hissettim. Kendisi bir toplantı için Ankara’daymış. Durumu özetledim. Özcan, metnin tamamen kendisine ait olduğu özellikle vurguladı, benzer bir metni geçmiş yıllarda da kullandığını ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sitesindeki yazının yayınlanma tarihine dikkat etmemizi istedi. Metnin kendisine ait olduğunu tespit etmiş olmama çok şaşırdığını ifade eden Özcan, konuya gösterdiğim duyarlılıktan dolayı da teşekkür etti.
Telefonu kapattığımda onlarca okulun, yüzlerce öğretmenin ve binlerce öğrencinin bulunduğu Yenişehir’de Milli Eğitim Müdürlüğü koltuğunda oturan bir eğitimcinin kendine özgü bir metin kaleme almaktansa neden kopyala-yapıştır yöntemine başvurduğunu düşünmeye başladım.
Şeker bir dönem, Erzincan’a bağlı bir beldenin AKP’li belediye başkanıydı. Acaba siyasetin ezberci üslubu Şeker’i de mi etkisine almıştı. Ya da “Yoğun” iş temposu Şeker’in iki satır yazmasına engel mi olmuştu? Siyasetin kendisine öğretmenlikten daha çok yakıştığını düşündüğüm Şeker’in konuşmalarına yansıyan hatiplik özelliği kağıt kalem söz konusu olunca yok mu oluvermişti? Tüm öğretmenlerin en az Hüseyin Özcan kadar başarılı ve kendine özgü bir metni yazabilmesini istemek imkansıza olan özlem mi?
Kendine özgü iki satırı yazmayan-yazamayan bir Milli Eğitim Müdürü hakkında tam sayfalık bir yazı yazmış olmam nasıl bir çelişki?
ŞEKER...
Sosyal medyada bizi takip edin