Dolar 16,3944
Euro 17,6125
Altın 976,42
BİST 2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27°C
Açık
Bursa
27°C
Açık
Cts 29°C
Paz 27°C
Pts 25°C
Sal 25°C

BU BİZİM SAVAŞIMIZ

BU BİZİM SAVAŞIMIZ
A+
A-
19.03.2012

Dünyada her üç kadından biri hayatında en az bir kez aile içi şiddete maruz kalıyor. Türkiye geneline bakıldığında ise rakamlar kadın nüfusunun neredeyse yarısını gösteriyor. Üniversiteyi bitirmek, kariyer sahibi olmak da yetmiyor şiddete maruz kalmamak için…
Peki, biz kadınlar nerede hata yapıyoruz?
Tarih boyunca kadın, hep birine ait olma, yardım bekleme, korunmaya muhtaç hissi ile yaşamıştır. Bu nedenle öncelikle mecbur olmadığımız halde başkalarının egemenliği altında yaşıyor olduğumuzu fark etmeliyiz.
Pek çok kadına göre, “bir kısmet” bulmak, yani koca bulmak, güzel bir yaşam olarak görülüyor. “Kısmet” in, bir iş, eğitim, kaliteli bir yaşam da olabileceği kimsenin aklına gelmiyor.
“İyi bir kısmet” yani iş güç sahibi, zengin bir koca eşittir iyi bir yaşam mantığı… İyi gibi dursa, göze kulağa hoş gelse de size ait olmayan şeylerden kurulu bir dünya ne denli kalıcı olabilir ki? O dünyada ne denli özgür yaşayabilirsiniz?
Burada bahsettiğim özgür olmak, elinde sigara ile dolaşmak, nargile içmek ya da gece yarısı sokaklarda gezmek değil. Kimseye boyun eğmemek, muhtaç olmamaktır. Ekonomik özgürlük yoksa özgürlük yoktur bana göre. Size verilen muhteşem bir ev ve araba özgür olduğunuz anlamına gelmez.
Kadınların özgürlüğü için tek cümlelik mucizevî bir formül vermek mümkün değil.
Şu bir gerçek; elde etmesi zor. Üzerinde uğraşıp, emek harcamadan olacak bir şey değil. Ancak “iyi bir kısmet” bulmaktan daha zor değil.
Dünya tarihine bakın, özgürlük için ne savaşlar verilmiştir. Yani bir mücadeleyi gerektirir. Kadınların bunu öğrenmesi lazım. Kızlarımıza da bunu öğretmeliyiz. Yani savaşmalıyız. Maalesef kimse kimseye sunmuyor özgürlüğü. Çekip almanız mücadeleyi gerektiriyor.
Her kadın çalışmalı. Eşim bana baksın, babam para versin dememeli.
Öncelikle işine, eğitimine sahip çıkmalı. Bir kadının hayatına kendi başına anlam vermesi zor. Bunu aşması için okuması, ayaklarının üzerinde durması, mücadele etmesi gerekir. Oysa boş, amaçsız, umarsız yaşayan pek çok kadın var etrafımızda.
Bakın çevrenize, eğitimini evlilik nedeniyle yarım bırakanlar, ya da meslek değiştirenler, eş ya da çocukları nedeniyle işinden ayrılanlar hep kadınlar. İnsan sahip olduğundan bu kadar kolay vazgeçmemeli. Tek başına kalındığında hayat korumacı davranmıyor insana. Dişiniz, tırnağınız ne kadar güçlü ise ona göre yaşama tutunma şansınız oluyor.
Anneler kızlarının en önemli destekçisi olmalı. Çok iyi bir ev kadını olarak yetiştirmek için mücadele etmenin yanı sıra, ayakları üzerinde durabilen, kendi haklarını savunabilen, fikren ve zikren özgür bireyler yetiştirme çabasında olmalılar. Kendi yaptıkları hataları kızlarının yapmamasına özen göstermeliler. Çalışan anneler daha bilinçliler bu konuda. Kendi ayakları üzerinde duran çocuklar yetiştirebiliyorlar.
Tabi sadece kadınların kendi mücadelesi yetmez. Top yekûn herkes üzerine düşeni yapmalı. Kadına karşı şiddetle mücadelede kadın ve erkeklerin duyarlılıklarının artırılması, farkındalık yaratılması ve bilinçlendirilmesi gerekir. Şiddet mağduru veya risk altında bulunan kadına koruma hizmeti verilmelidir.
Okulların yerleşim yerlerine uzak olduğu bölgelerde, aileler kız çocuklarını okula göndermek istemiyorlar. Ekonomik güçlükler aşılamadığında, eğitimde erkeklere öncelik tanınıyor, kız çocukları ise ev işlerinde çalıştırılıyor. Birçok ailenin kızlarını bir an önce baş göz etme isteği, bunu eğitimden önce görmesi, kırsal bölgelerde kadın rol modellerinin nadiren görülmesi ya da hiç olmaması… Sonrasında görüyoruz ki, kadınların %25’i, buna karşılık erkeklerin %75’i çalışıyor. Kız çocuklarının eğitimlerinin önündeki buna benzer engeller bir an önce kaldırılmalı ki iş hayatında yerlerini alabilsinler.
Balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretmeliyiz. Çalışmak, kazanmak güzel şey. Güne gitmek, komşuya gitmek, dedikodu yapmak yerine çalışmalıyız.
“Beyim beni doyursun” mantığı bir kenara bırakılmalı. Kadınlar ihtiyaçlarını karşılayacak hale gelmeliler. Üretken olmalılar. İnat etmeliler. Töreye, yaşadıklarına isyankâr olmalılar.
Resmi nikâhı olmayan, evsiz, barksız, güvencesiz, mutsuz, bağımlı kadınlar yetiştirmek yerine fikren ve zikren, ekonomik olarak özgür bireyler yetiştirmeliyiz. İstemediği evliliği yürütmek veya artık güvenmediği bir kişi ile birlikte olmak, bu hayatta sığıntı gibi yaşamak yerine anlamlı bir hayatı yaşayan, kendi ayakları üzerinde duran, cesur kadınlar olarak toplumda yerimizi almalıyız.

Yenisehir.com
YORUMLAR

  1. Kod_78 dedi ki:

    Harika bir yorum, bir erkek olarak katılıyorum yazdıklarınıza

  2. Kod_78 dedi ki:

    Harika bir yorum, bir erkek olarak katılıyorum yazdıklarınıza