Bugün 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü. Kutlamamız, gazetecilerin topluma ne kadar yararlı insanlar olduğunun tekrar tekrar üstüne basmamız gerekiyor. Ancak Türkiye’de sırf düşündüklerini yazdı diye hapislerde kaderine terk edilen yüzlerce gazeteci var.
Onların suçu zor olanı tercih etmekti. Geçmişte Abdi İpekçi’ler, Çetin Emeç’ler, Uğur Mumcu’lar, Ahmet Taner Kışlalı’lar ve adını sayamadığımız yüzlercesi de zor olanı tercih etmiş bedelini canlarıyla ödemişti.
Kolay olanı da var elbette. İktidar partisi bülteni, belediye bülteni gibi çalışmak. Gazeteci olarak anılmak ancak reklam ajansından farksız olmak…
Gelelim asıl konumuza;
Geçen hafta Yenişehir´de yayına başlayan Anadolu Gündemi adlı gazetede “Kasaba Gazetecileri” başlığıyla bir yazı yayınlandı. Yazıda Ayrıntı Gazetesi Sahibi Hüseyin Şentürk, Gündem Gazetesi Sahibi Nihat Bıçak, Gündem Gazetesi Elemanı Fatih Ak, Harman Gazetesi Sahibi Harun Sak ve Yörem Gazetesi Yönetmeni Orhan Efe hakkında birer paragraflık kişilik özelliklerine yer verildi. Söz konusu yazıyı satır satır sizinle paylaşıp adı geçen kişilerle ilgili ne gibi tespitler yapıldığını tekrar yazmaya gerek duymuyoruz.
Ayrıntı Gazetesi Sahibi Hüseyin Şentürk´ü ayrı tutarak bir kaç yorum yapmak istiyoruz sadece. Çünkü Şentürk hakkında yazılanlara baktığımızda Eski bir eğitimci (Emekli öğretmen) olduğu, kafe işlettiği, sosyalist bir kimliği olduğu gibi hiç de utanç duyulmayacak özelliklerin alay konusu edilmeye çalışıldığı görülüyor. Aksine gurur duyulması gereken kişilik özellikleri sanki bir zafiyet gibi sunuluyor. Benzer küçük düşürme çabalarını yukarıdaki listede yer alan birkaç yerli gazeteci geçmişte de denemiş, emekli öğretmen olmak, kafe işletmek gibi özellikleri yarım Türkçeleriyle alaya almaya çalışmışlar ve yüzlerine gözlerine bulaştırmışlardı.
Gelelim Şentürk dışında ismi zikredilenlere,
Aslında söz konusu gazetede yayınlanan bu yazı “Gazeteci” denince Yenişehir halkının aklına neler geldiğinin basit bir özeti gibi;
Yenişehir´de gazeteci denince akla; “İktidara her daim yakın, kişiliği oturmamış, ilkeleri oturmamış, Belediye Başkanına yalakalık yapmak için pasta götüren, sonra da bunu haber yapan, giriştiği her işte hüsrana uğrayan, klavyenin başında kendini kaybeden, sokak dedikodularını gazetesine taşıyan, 20 yıldır gazeteci olduğunu iddia eden ancak yerinde sayan, dün yağcılıkta sınır tanımadığı belediye başkanına bugün düşman olmayı başaran, etliye sütlüye karışmayan, iktidar yalakası, yağcılığı usulüne uygun olarak yaptığı için göze batmayan, kafası sadece paraya çalışan, parasız adama gereksiz adam gözüyle bakan, gazetecilik ilkelerini hiçe sayan, belediyelere para kaynağı, sponsor olarak bakan…” şeklinde sayfalarca sıralayabileceğimiz tanımlamaların geliyor olması bize hiç de tesadüfmüş gibi gelmiyor.
Yenişehir´deki gazetecilerin halk tarafından nasıl görüldüğü konusunda ciddi bir sıkıntı olduğu kesin. Aslında bu birkaç yıllık bir mesele de değil. Yenişehir´de gazeteciliğin siyasetin elinde oyuncak haline gelmesi, birbirleriyle olan mevsimlik küslükleri ve ittifakları, birbirlerine en mahrem küfürleri savurduktan sonra barışmaları 25-30 yıllık bir hastalık…
(Yenisehir.com – Ters Köşe)





