DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 12°C
Parçalı Bulutlu

Gümrük Birliği’nin Götürdükleri

24.05.2010
A+
A-

1 Ocak 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği (GB) anlaşması geçen 14 sene zarfında çeşitli tartışmalara sebep oldu. Kimileri GB’nin bir felaket anlaşması olduğunu savunurken, kimileri de anlaşmanın dönemin şartlarında avantajlı olduğu ancak bulunduğumuz dönemde çeşitli dezavantajları beraberinde getirdiğini söyledi. Gümrük Birliği öncesini ve sonrasını inceleyecek olursak;
GB’ye kadar dış ticareti yönlendirmede devletin elinde başlıca şu dört araç bulunmaktaydı: Kur, gümrük ve teşvik politikaları ile tarife dışı engeller. GB sonrasında bu yönlendirme araçlarındaki değişim şöyle gerçekleşmiştir:
Ekonomimizi Anayasa’nın 6. ve 90. maddelerine aykırı olarak tek yanlı AB’ye bağlayan GB, bu silahlardan en önemlisi olan gümrük politikalarını doğrudan belirleme yetkisini elimizden almıştır. TBMM’nin onayından geçirilmeyen bu anlaşmaya göre örneğin ithalat üzerine ek bir vergi koyamayız. Bu yüzden, böyle bir önlemi öngören Anayasa’nın 167. maddesi (2. fıkra) bile uygulanamaz durumda kalmıştır.
Teşvik politikalarımızı da kendi ekonomik çıkarlarımıza ve ihtiyaçlarımıza uygun şekilde belirleme imkanı GB yüzünden kalmamıştır. Bu alanda da AB’nin devlet yardımları mevzuatına uymak zorundayız.
Kur politikası esasen IMF güdümünde belirlenmektedir. Bilindiği gibi, 1999’da bize çıpa sistemini (sabit kur) tavsiye eden IMF, Şubat 2001 krizini bahane ederek, bu defa dalgalı kuru dayatmıştır.
Tarife dışı engeller konusunda ise AB’li partnerlerimiz ve ABD bizden çok daha profesyoneldir. Ne yapsak, ithal malları ve işlemlerinde, ayrıca özellikle tarım ürünleriyle ilgili standartların belirlenmesinde engeller ve ek maliyetler yaratmada onlarla yarışamayız. Bunun çık çeşitli örneklerini halen yaşıyoruz. (Örneğin, halen AB’nin Türkiye çıkışlı kuru meyvalarda uyguladığı alfatoksin ve okratoksinA limitleri ile sıkça oynaması vd.)
Bu durumda Türkiye’nin, ithalat patlamasını karşılayacak ölçüde ihracatını geliştirmesi, komşularımızla ticareti sınırlandıran GB ve hammadde yönünden dışa bağımlı ithal ikameci sanayi yapımız nedeniyle son derece zordur.
GB, tarım ürünleri yanında hizmet ticaretini de kapsamamaktadır. GB kararı uyarınca bu konuda 2001 başından beri sürdürülen görüşmeler bitmemiştir. Eğitimden sağlığa, bankacılıktan taşımacılığa ve sigortacılıktan, mühendislik ve taahhüt işlerine, çeşitli danışmanlık hizmetlerine kadar çok geniş bir alana yayılan bu sektörü de AB kontrolü altına almak istemekte ve Türkiye’yi tam manasıyla kendi arka bahçesi yapmayı, böylece tam üye yapmadan yanında tutmayı amaçlamaktadır.
Komşularla ticaretini geliştirmeyen hiçbir ülke kalkınamaz. GB bu ticareti fiilen sınırlandırmaktadır. Çünkü GB, AB’nin anlaşma yapmış olduğu 3. ülkelerle bizim de serbest ticaret anlaşması yapmamıza “imkan” vermekte ancak bu konuda bir “hak” tanımamaktadır. Başka bir ifadeyle, karşı taraf isterse ancak bu takdirde anlaşma yapabiliyoruz. AB bu konuda sağladığı sözde “imkan”ı karşı tarafa baskı yapmak suretiyle önlemektedir. Bunun tipik örneği Tunus’tur. AB’nin serbest ticaret anlaşması yapmadığı ülkelerle bizim serbest ticaret anlaşması yapmamız ise mümkün değildir. Bu durumda komşularımızla serbest ticaret anlaşması yapmamız adeta önlenmekte, OGT zorunluluğu nedeniyle Türkiye adeta komşularının açık pazarı olmaktadır. Bu yüzden 3. ülke konumundaki komşularımızla ticarette hep açık veriyoruz.
Tüm bu olumsuzluklara karşı GB’nin hiç bir olumlu sonuç vermediği de söylenmez. Fikri ve sınai mülkiyet, akreditasyon, telif ve patent hakları, tüketici ve rekabet hukuku gibi konular ve ayrıca AB ile mevzuat uyumu sorunlarında GB ile önemli mesafeler alınmıştır. Ancak, bunların hemen hepsi GB olmadan da yapılabilecek çalışmalardı. GB burada yanlızca bir hızlandırıcı faktör olmuştur. Başka bir deyişle; kendimizi peşinen özürlü kabul edip, GB gibi çok ağır yükün, üstelik Anayasa’ya aykırı şekilde ve ağır Kıbrıs faturasıyla altına girmek zorunda değildik.

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.