DOLAR 7,2915
EURO 8,5355
ALTIN 477,20
BIST 9,5277
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32°C
Gök Gürültülü

Bir gecede

31.12.2014
A+
A-

Bu ülkede kimse bir gecede cahil kalmamıştır. Bu konuda söylenenler sadece algı yanıltmacasından başka bir şey değildir. Kişiler düşünmeden ve “acaba?” demeden bu söylemleri dinlediği için de dedelerinin mezar taşlarındaki hüvelbaki ve ruhuna El Fatiha yazılarını okuyamadıklarını sanıyorlar.
Aslında genel anlamdaki dil konusu, bu kadar basite indirgenip kimsenin sorgulamaması için en basit yol seçilip mezar taşı okuma durumuna getiriliyor. Sanıldığı gibi kimse bir sabah kalkıp dilini yutmuş durumuna düşmemiş, kimse bakkala gidip ekmeğini almak istediğini ifade edememiş değildir. Zaten halkın konuştuğu bir dil vardı, bir de saray eşrafının..

Türkçe’ye 600 yıl Arapça ve Farsça kelimeler sokularak, içindeki Türkçe kelime sayısı yüzde on beşlere düşürülüp yozlaştırılması konuşmalı aslında. 400 yıl Anadolu’yu boş vermişliğin konuşulması; geri bırakılması, yüzyıllar boyu dilin ihmal edilmesi ve neticesinde o dönemde cehalete gömülmesine sebep olunması, özellikle Anadolu insanının yokluğa, yoksulluğa terk edilmesi konuşulmalı.

Evet, yokluğa ve yoksulluğa, cehalete meydan verilmesi konuşulmalı. 1915 sayımına göre Osmanlı’da %85’i yabancıların olan 165 işyeri, 4 fabrika ve 395 genelev vardı. (Akl-ı Kemal, özel baskı, s.573) 15.yy’da Avrupa’da 1700 matbaada 20 milyon kitap basılırken, 18.yy’da Osmanlı’da matbaada 17 kitap basılmıştır. Medreselerde Türkçe, felsefe ve kız çocuklarının okutulması yasaktı ve bu medreselerde meleklerin cinsiyetleri tartışılıyordu.
Şimdi, bugün geri getirilmesi istenen bu mudur? Bu mudur ilericilik, bu mudur felsefe?
Dil ve harf devrimiyle cehalete son verilmesi çalışmalarının başlaması, okuma ve yazma oranlarının artması ilericilik değil midir?

Alın size 1757’de Osmanlı’da felsefeden bir örnek, Güneşin doğması ve tutulma:
…su denizi içine Güneş için elmas cevherinden üç yüz altmış kulplu bir araba yaratılıp her kulpu tutmak için de bir melek tayin edilmiştir. Ta ki, güneşi arabasıyla o denizde doğudan batıya çekip getirirler…
…Güneş ve Ay tutulması için belirli vakitler tayin edilmiştir ki, yeryüzünde bulunan kulları  Güneş ve Ay’ın değişimini görüp uyanıp, kendisine yalvarıp yöneleler. Tutulma vakti geldiğinde nurlu güneş arabasından düşüp göğe doğru denizin derinliklerine gider..
[KAYNAK: Erzurumlu İbrahim Hakkı, “Marifetname” (Yıl:1757) s.13,14,16’dan aktaran; Ekmeleddin İhsanoğlu, “Büyük Cihad’tan Frenk Fodulluğuna” İletişim y.1. Basım, İst. 1996. Sf. 170,171,173.)

Algıda yanıltmaca çalışmalarına dikkat edilmesi gerekiyor. Batı dillerindeki tüm kavramların Türkçe karşılıkları var: Orhan Hançerlioğlu’nun  9 ciltlik Felsefe Ansiklopedisi ve yine  Orhan Hançerlioğlu’nun Felsefe Sözlüğü sadece konusunda birer örnektir.

Yenisehir.com
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.